• Birlikte kahve içtikleriniz çok olsun

    Kıbrıs’tayım,Girne’de.
    Alışkanlık üzere sabahın köründe kalktım.Küçük bir otelde kalıyorum,limana bakan şirin bir otel.Balkonu sardunya dolu.Gün henüz yeni doğmuş aşağıdaki kafeler sessiz,arada bir iki mahmur garson görüyorum,işe doğru yürüyen.
    Giyinip sabahı içime çekmek için dışarı fırlıyorum.Sokaklar bomboş,Kıbrıs’ın o öğle saatlerinde insanı boğan sıcağı henüz başlamamış,neredeyse serin bir sabah.Hiçbir yeri bilmiyorum,hiçbir sokağı aklımda tutmuyorum ama denize göle kıyısı olan ve kaybolarak gezmeyi sevinç saydığım yabancı şehirlerde yaptığım gibi yolumu bulmak için sadece denizin,limanın,gölün yerini kafama koyuyorum.Ne kadar kaybolsam da aşağı yürüdün mü deniz veya liman işte.Sonra bulurum elbet oteli...

    Evleri seyrede seyrede bir caddeye ulaşıyorum. Gazete alayım,sonra kahvaltı faslına geçerim diyorum.
    15 sayfalı Kıbrıs’a özel bir tabloid gazetede karar kılıyorum.Ülkemden uzaktayım,ülke haberlerinden boğulmuş durumdayım.Kendimi Kıbrıslı saymaya niyetliyim bugün.Yine özellikle ara sokakları seçerek limanı bulmaya çalışıyorum.
    Birden duruyorum!
    Bir koku...
    Bir koku...
    Nefis...
    Burun deliklerimden beynime giriyor,beni kaplıyor.Sabahın en güzel kokusu bu.Sağıma soluma bakınıyorum,bu koku nereden geliyor diye soracağım kimse yok.Burnuma güvenip yola koyuluyorum. Hayır bu sokak değil,yandaki olmalı...yok sanırım bu köşeyi dönünce derken.
    Koku keskinleşiyor,bir uğultu ekleniyor kokuya.Bu sefer sesi de takip etmeye başlıyorum.
    İşte buldum!
    Harika...
    Tabelada “Con kahvesi” yazıyor.
    İçerde kocaman bir makine çalışıyor,kavuruyor,öğütüyor,inceltiyor.Ben ardına kadar açık kapıdan içeri giriyorum,çalışanlara “günaydın” diyorum bağırarak.Şaşırıyorlar,”sabahın altıbuçuğunda bu kadının ne işi var” diye.Sonra anlatıyorum,gülüşüyorlar.
    Bir genç kız bana bir tabure uzatıyor,birazdan elinde az şekerli Con kahvesi ,bir çeşit Türk kahvesi ile geliyor.
    Ohhh mis gibi.
    Sabahın ilk kahvesi,daha da bir uyanıyorum.
    Sohbet muhabbet derken beni kapıdan elimde hediye ettikleri bir paket kahve ile yolcu ediyorlar.
    .........

    Surinamdayız.
    Güney Amerikanın küçük bir ülkesi.Çalışmaya gelmişiz elimizde 7 bavulla.Her ne kadar kahve plantasyonlarıyla dolu bir ülke diye duysam da son anda el çantama 100 gram Kurukahveci Mehmet Efendi kahvesi atıyorum.
    Cezve nasılsa valizlerde ama ya istediğimiz gibi bir kahve bulamazsak...halimiz nice olur?
    Başkent Paramaribo’ya alıştıktan ve çarşıda pazarda kendi kendime yürüyüp alışveriş yapabilecek hale geldikten sonra (suç oranı çok yüksek bir ülke ve en çok suç beyazlara karşı işleniyor) kahve aramaya çıkıyorum.
    Nerdeee...ya Jacobs var ya Nescafe.
    Hani diyorum çekirdek alıp kendim mi öğütsem anneannem usulü...çekirdek bile yok.Kahve plantasyonları sökülmüş,herşey dışardan geliyor.
    Elim bağrımda kalakalıyorum. Bu sefer dışarı ısmarlamaya başlıyoruz,Hollanda’dan geleceklere Türk Kahvesi ısmarlıyoruz. Haftaya gelecek birileri var derken birden bizi seven Surinamlı dostlarımızın da bize kahve ısmarladığı ortaya çıkıyor.Aynı gece gelen paketlerle bir anda elimizde yarımşar kiloluk 6 paket Türk kahvemiz oluyor.Seviniyoruz ama ne yapacağız bu kadar kahveyle.
    Hemen çare buluyoruz,Surinamda yaşayan 20 Türk’e her gittiğimizde hediye olarak şarap değil kahve götürüyoruz. Çok makbule geçiyor hediyemiz.Sık sık davetler almaya başlıyoruz. Dönerken Türk kahvelerimizin kalanını arkadaşlara bırakıyoruz,içtikçe bizi hatırlayın diyerek.

    ..........

    Bursa’da İnsan Kaynakları zirvesindeyim. Bizim de bir standımız var,şirketimizi tanıtıyoruz.Ama İstanbul’daki fuarların aksine fuar alanını catering firmaları basmış.Bir yanda pastaneler,bir yanda baklavacı börekçiler,kestane şekerciler...Şaşırıyoruz. Fuar alanı daha girişten itibaren pasta börek kokuyor.Ama arada özel bir koku var.Kurukahveci Mehmet Efendi standı...Genç kızlar hemen arzunuza göre otomatik makinede kahvenizi hazırlıyorlar.Yanına da bir kestane şekeri aldınız mı, değmesin keyfinize. Gidip gelip kahve içerken Marmara Bölge müdürü Hüseyin Beyle ahbap oluyoruz.Hüseyin bey kahvemi kendisi hazırlıyor,bir yandan da kaç gram kahveye kaç gram şeker gerekir,Arçelik’le Tiryaki kahve otomatını hazırlarken nasıl çalışmalar yapmışlar onları anlatıyor. Ben de kendisine anı defterlerine yazdığım Surinam’daki kahve maceramızı anlatıyorum.
    Yazıda diyorum ki:

    “Gurbette eksikliğini çektiğimiz şeylerin başında Türk kahvesi geliyordu.Türk kahvesi, okyanusun öbür tarafında hiç bilmediğimiz alışmadığımız bir ülkede, bizim için vatandan bir lezzet,bir koku hatta kimi zaman içerken gözlerimizi yaşartacak kadar vatan hasretiydi”.

    Son gün, son kahveyi içerken kahve hazırlayan kızlarla sohbet ediyorum,biri diyor ki:”hiç el sürmeden karıştırmadan kahveniz 3 dakikada hazırlanıyor”.
    Dönüp cevap veriyorum;

    ”kahvenin makbulü sevilenin elinde,karıştırılarak pişirilmişidir.Babanın küçük kızının elinden içtiği ilk kahve,sevenin kız isteme gecesi sevilenin elinden içtiği kahve,40 yıllık evlilerin cam önünde sohbet ederek içtikleri kahve,iki hasret arkadaşın buluştuklarında içtikleri kahve,makine ile pişen içine sevgi katılmamış kahvenin yanında sadece “kahve” değildir.

    Bizde kahve,cezvede sevgiyle dostlukla karıştırıldığında,içine şekerle beraber biraz da özen,kıymet konulduğunda,ikram edilene dostluk da sunulduğunda,yaparken tören,içerken töre olduğunda kahvedir.İşte zaten bunun için de adı “Türk Kahvesi”dir.

    Birlikte kahve içtikleriniz çok olsun
    Afiyet olsun.

    Mine Baş
    31 Mart 2008
  • Son Forum Konuları

    Kızım_Aleynam

    Kimse Yokmu

    Konuyu Başlatan: Kızım_Aleynam

    Merhabalar kızım 3 yaşındayken uye olmuştum galıba 2005 gıbı ve uzunca bır suredır sıte terkedilmiş ara ara gırıp bakıyorum aslında ...paylaşımları cok

    Son Mesaj: Kızım_Aleynam 24 Ocak 2021, 23:17 Son yazılan mesajı göster.
    ORHAN AFACAN

    Bir parça ekmeği bölüşeçeğiz

    Konuyu Başlatan: ORHAN AFACAN

    Bir Parça Ekmeği Bölüşeceğiz- Orhan Afacan
    Bir parça ekmeği bölüşeceğiz,
    Komşuların açken tok yatamazsın,
    Parçalanmayıp, bütünleşeceğiz,

    Son Mesaj: ORHAN AFACAN 18 Ekim 2020, 17:58 Son yazılan mesajı göster.
 
 

Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve yayınlanmaktadır © 1998-2012. Bu sitede yayınlanan yazılar, kaynak ve yazarı belirtilmek kaydıyla kullanılabilir.
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren AnneCocuk.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan ve yazdıkları yazılardan kendileri sorumludur.
AnneCocuk.com ile ilgili yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim linkinden iletişime geçildikten sonra en geç 2 (iki) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve size geri dönüş yapılacaktır.