• ISLIK ÇALMAYI ÖĞRENMEM LAZIM BENİM

    Hayattan herkes kadar, benimde bazı beklentilerim, umutlarım, hayallerim ve arzularım var. Yapabilmeyi umduğum, deneyeceğim, başarısız olup ama yılmayacağım, olmadı bu sefer başka taraftan bakacağım, dönüp dolaşıp, düşünüp taşınıp yeniden deneyeceğim hayat tecrübeleri yaşamak benim niyetim.


    Yaşam yanımdan hızla akıp gittikçe, önüne geçemediğim korkular üretiyorum kendi kendime. Bende herkes gibi, yaşamla bazen kolkola geziyorum, başka bir gün kızıp darılıyorum ona. Bir başka zaman küsüp, yüzüne bile bakmak istemediğim anlar oluyor. Bazen onunla deli gibi cilveleşiyoruz, büyük bir arzuyla vahşice sevişiyoruz. Ama ben nankörüm. O bana eli açık, cüretkar davrandıkça ben şımarıyorum. Onunla sevgili gibiyiz. Arada bir küsüp arkamdan gelsin isterken, bir başka gün burnum sürtüle sürtüle peşinden gidiyorum, terkedilmiş yavru kediler gibi. Gizli kaçamaklar yapıp, hayatıma farklı bir boyut katmaya çabalıyorum. Bazen onun gizli aşığı, bazende en sevdiği çocuğu gibi hissediyorum. Bazense iddialaşıyorum keçi gibi. Biliyorum ben akıllanmayacağım ve böyle sürüp gidecek. Taki yaşam benden sıkılana yada beni terketmeye karar verinceye kadar.


    Daha önce bahsettim mi bilmiyorum ama bende ciddi bir yaşlanma korkusu var. Bence bir kadının başına gelebilecek, hatta bir kadının yaşayabileceği en büyük travmalardan(!) biri bence yaşlanma korkusudur, ki bende onu dibine kadar yaşayacak, bu sebeple hayatı hem kendine, hemde etrafındakilere zehir etmeyi becerebilecek bir kadınım ben. Tabiki yaşlanmayı, uzun ömürlü olmayı istiyorum ama benim dediğim şey başka. Bu yaşlanma korkusu. Hani buruş buruş olma, gençliğinin, diriliğinin yavaş yavaş, gözüne baka baka, içini acıta acıta, ruhunu tırmalaya tırmalaya yok olması gibi bir şey. Yaşlanınca, şimdi zevk aldığım ve bana yaşam tadı veren herşeyden uzaklaşmak, onları şimdiki kadar isteyememekten korkuyorum belkide. Eskisi gibi sevişemeyeceğimi, eskisi kadar dolaşamayacağımı, eskisi kadar dans edemeyeceğimi, eskisi kadar dinç ve sağlam olamayacağımı, eskisi kadar ne istersem yiyemeyeceğimi vs, vs bilmek beni endişelendiriyor.


    Italo Calvino\'nun okumayı hep ertelediğim \"Görünmez Kentler\" adlı kitabını elime alarak, doğunun bana çok yakışacağını düşündüğüm gizem ve büyüsünde dolaşmalıyım bu aralar. Tütsü kokularının sarıp sarmaladığı, egzantrik ve bir türlü kelimelerle tarifini yapamadığım, renklerini anımsayamadığım, kokularının ayırdına varamadığım rüyalarım olmalı her gece. Bu aralar sık sık kına kokusu duyumsar oldum nedense. Hani eskiyi ama tam karelerin oturmadığı, görüntülerin bir gidip bir geldiği ve bir türlü ne olduğu tam anlaşılamayan eski, sararmış, anılar vardır ya… hah işte onun gibi.


    Başka renklerin ve kokuların kaynağını bulup yeni renklerle dönebilmeliyim öteki tarafıma. Arkamı döndüğüm diğer yanımı özlemeliyim bu sefer. Sağa döndüğümde solu, sola döndüğümde sağı aramalı gözlerim. Hep bir tezatlık ve karmaşa olmalı yaşamımda.


    Arzularımın, hayallerimin peşinden gidebilmeliyim iç huzuru ile. Şu yaşlanma sendromlarını alaşağı edip, 30\'lu yaşlarımın, üstelik kendimi en iyi hissettiğim şu dönemimin keyfini doyasıya çıkarabilmeliyim. Daha sık sarılmalı, daha çok sevişmeli, daha az konuşmalı, daha sık gülümsemeliyim belkide. Kışın üşümekten vazgeçmeliyim artık. Aşk üzerine bilinmesi gereken her ne varsa öğrenmeliyim. İstediğim kadar ve istediğim gibi yaşamalıyım, hem kadınlığımı hem cinselliğimi. Korktuğum şeyleri ama bu sefer korkmadan yapabilme gücünü ve enerjisi bulabilmeliyim şu dönemlerde. Film kopuncaya kadar içip, hiç bir şeyi hatırlamadan, ama hiç bir anı anımsayamadan ertesi güne yarım kalmış sarhoşlukla merhaba demeliyim. Bu aralar daha farklı şeyleri arzuluyor içimdeki ben. Hani şöyle daha erkeksi, daha erkek egemen tavırlar sergilemek gibi garip takıntılarım var, sanki yapabilecekmişim gibi. Hayata biraz daha tepeden bakabilmek, onunla alay etmek, ona dudak bükmek, burun kıvırıp geçip gitmek istiyorum yanından, saçlarımı savurarak. Beni arada bir sallamasına, savurmasına, alıp bir köşelere fırlatmasına izin vermemeliyim bu yaştan sonra. Hayatın kıyısında değil de, tam göbeğinde durup bakmalıyım etrafıma.


    Ben yine delirdim bu aralar ve siz şimdi bana çok güleceksiniz ama benim laf dinlemez ve arsız ruhum hiç yapamayacağım, asla beceremeyeceğim ve öğrenemeyeceğim şeyleri yapmak istiyor şimdilerde. Sıkı durun şimdi; karga sesli, ritm duygusundan uzak bir kadın olarak \"ah keşke şarkıcı olsam ve caz kulüplerinde şarkı söylesem\" diye, bana göre ütopik sayılacak hayallere takılıyorum elimde olmaksızın. Koyu kırmızı kadife, kenarı bordo püsküllü perdelerin, maun masaların ve tahta arkalıklı yumuşak iskemlelerin yer aldığı, masaların geniş aralıklarla serpiştirildiği, erkeklerin takım kıyafet ve kol düğmeli, kadınların omuzlarını açıkta bırakan şifon elbiseler ve beyaz incilerle sesizce girip masalarına yerleştikleri ve sadece içki içip, sigaralarını savurtarak etrafa, beni dinledikleri bir salonda düşlüyorum kendimi. Tabi sonra da gülüyorum kendi kendime. Nasıl bu kadar detaylı kurguladığıma bende şaşıyorum. Bazen öyle bir dalıyorum ki caz kulübüne, uzaklardan bir yerden kontrabas sesi çalınıyor kulaklarıma. Elbette, pek tabiki bütün bu hayelleri arada bir dile getirme cüretini gösterdiğimde, kocam sadece gülüyor bana ve her zamanki gibi tane tane konuşarak \"sen öykü yazsan daha iyi bu aralar\" deyip geçiştiriyor beni. Tunus çöllerinde, devasa bir çadırda geçirmek istiyorum bir haftamı. Gece yatarken dışardan gelen odun çıtırtılarını ve insana sanki bir şeyler fısıldayan rüzgarın esrarengiz sesi ile huzursuzca kıvranarak uykuya dalabilmeyi istiyorum. Sabahları kalkıp, alnımı yakan güneşin altında, sonsuz sarılığa baktığımda kum kokusu girmeli burun deliklerimden diye hayal ediyorum. Belkide Sardunya adasında, tepelerde bir bağ evinde, kavga eder gibi bağır çağır konuşan İtalyanların arasında olmalıyım bir süreliğine. Bir degüstatör uzmanlığı ile tadını damağımın her bir hücresine yayarak yudumlamak istiyorum şarapları, sabahın kör saatinde. Üzerimde bacaklarımı açıkta bırakarak rüzgara takılıp uçuşan pembe elbisemle uzun uzun bakmak istiyorum üzüm bağlarına. French Kiss filmindeki adamın (Kevin Kline) elleri ceplerinde gelip, ben taa uzaklara dalmışken, belimden sarılıp sımsıkı acıtarak öpmesini istiyorum beni.


    Bu yaştan sonra dans etmek istiyorum. Hemde öyle dans kurslarına giderek, salon dansları filan öğrenmek değil benim derdim. Hani şöyle kalabalık gösteri gruplarında dans etmek amacım. Eskiden yaptıklarımdan bir müddet uzağa gidip, onlara biraz uzaktan bakıp, onları unutmak ve özlemek istiyorum. Bir dağ evinde yalnız başıma kalıp, romantik kitaplar okumak, sonra kalkıp başımı cama yaslayıp yeni şeyler düşünmek, filmlerdeki gibi güzel bir gölün kenarında huzurla, sigarama tüttüre tüttüre ahenkle dolaşmak istiyorum. Gölün üzerinde taş sektirmeyi öğrenmek istiyorum. Sonra ıslık çalmayı öğretmeli biri bana. Hani iki parmağını ağzına sokarak çalınanlardan….Kendim için yemekler yapıp, kendim için yaşamam lazım bu aralar. Şu anda yaşamımda sahip olduğum herşeye uzak kalmalıyım ben. Bilmiyorum sizede arada bir oluyor mu bu garip ve olmaması gereken ruh hali. Evet işte ben itiraf ediyorum.


    Anlayacağınız üzere ben yine huzursuzlandım bu ara. Farkındaysanız ne zamandır normaldim. Akıllı uslu idare edip gidiyordum ama tüm ahengim, ritmim bozuldu işte. Vakti gelmişti zaten!!! Yine bir müddet böyle olacağım ve zamanla eski halime dönebilmeyi umacağım. Sonra başka bir dönem, yine garip ve akılalmaz fikirlerle yeniden kıvranıp sancılanacağım, her zamanki gibi.


    Demet Eşrefoğlu Vardar
    Şubat 2005

  • Son Forum Konuları

    Kızım_Aleynam

    Kimse Yokmu

    Konuyu Başlatan: Kızım_Aleynam

    Merhabalar kızım 3 yaşındayken uye olmuştum galıba 2005 gıbı ve uzunca bır suredır sıte terkedilmiş ara ara gırıp bakıyorum aslında ...paylaşımları cok

    Son Mesaj: Kızım_Aleynam 24 Ocak 2021, 23:17 Son yazılan mesajı göster.
    ORHAN AFACAN

    Bir parça ekmeği bölüşeçeğiz

    Konuyu Başlatan: ORHAN AFACAN

    Bir Parça Ekmeği Bölüşeceğiz- Orhan Afacan
    Bir parça ekmeği bölüşeceğiz,
    Komşuların açken tok yatamazsın,
    Parçalanmayıp, bütünleşeceğiz,

    Son Mesaj: ORHAN AFACAN 18 Ekim 2020, 17:58 Son yazılan mesajı göster.
 
 

Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve yayınlanmaktadır © 1998-2012. Bu sitede yayınlanan yazılar, kaynak ve yazarı belirtilmek kaydıyla kullanılabilir.
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren AnneCocuk.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan ve yazdıkları yazılardan kendileri sorumludur.
AnneCocuk.com ile ilgili yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim linkinden iletişime geçildikten sonra en geç 2 (iki) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve size geri dönüş yapılacaktır.